Loading...
EğitimTürkiye

YKS değil YYM | Yükseköğretimde Yeni Yerleştirme Modeli | Proje

Yükseköğretimde Yeni Yerleştirme Modeli

Merhaba değerli takipçiler. Eğer beni yakından takip ediyorsanız biliyorsunuz ki öğrenci meclisindeki geçmiş görevim neticesinde çeşitli Eğitim Vizyonu çalışmalarına katıldım az da olsa bir takım deneyimler elde ettim, çeşitli projeler ürettim. Şimdi ise “YYM” adını verdiğim bir projeyi geliştirmeye başladım ve bu projeyi tamamen bitirdikten sonra milletvekillerimiz aracılığıyla veyahut direkt bakanımıza ulaştırmaya çalışacağım. Peki nedir bu YYM? Gelin hep birlikte detaylarına bakalım.

“Yeni Yerleştirme Modeli” veya “Yetenekle Yerleştirme Modeli” olarak düşündüğüm “YYM” 2023 Eğitim Vizyonu’na çok yakışan bir model olacaktır. Bu sayede öğrencilerden yıllarca biriktirdiklerini ve bunları kısacık bir sürede hepsini kanıtlamak zorunda kalmışlığının yanı sıra yepyeni ve Türkiye’nin heyecanla beklediğini düşündüğüm bir model olacaktır. Aynı zamanda “Sınav Stresi” , “Kaygı” gibi unsurların gerçek olduğu da ortada. Sınav sonuçlarının öğrencileri gerçekten yansıtmadığını hepimiz biliyoruz. Hatta bunu Sn. Bakan SELÇUK şu şekilde yorumlamıştır: “Her öğrenci; bir sınav kağıdından, işaretlediği bir optik formdan, en nihayetinde aldığı sınav sonucundan çok daha fazlasıdır.” İşte tam da bu yüzden yeni bir modele ihtiyacımız var. Güçlü bir Türkiye için her öğrencinin bilgi, beceri ve yeteneklerinin göz önünde bulundurulduğu bir yerleştirme modeliyle çok daha güçlü bir eğitim ve Türkiye inşaa edilebilir.

İşte bu “YYM” tam da bunu hedefliyor. Hatta buna benzer öğrenci kabul modellerini çok az sayıda da olsa uygulayan özel üniversiteler var. Onlar bunu başarabiliyorsa tüm sistem bu şekilde uygulanarak başarıya ulaşılabilir.

Öğrencilerden 4 yıl boyunca sosyal faaliyetlerden, yeteneklerinden, becerilerinden, hayallerinden, isteklerinden, gençlik ideallerinden ve benzer unsurlardan hatta son sene uykularından fedakarlık yaparak ders çalışmalarını istemek yerine genç beyin gücünden 4 yıl boyunca Türkiye’ye ve Dünya’ya fayda sağlayacak projelerle dolu, Yabancı Dil ve Sertifikalarla donanmış, kişisel gelişimini yüksek bir noktaya taşımış bireyler meydana getirip onlardan portfolyo oluşturulmasını isteyeceğiz.

Böylece her öğrenci puanının yettiği yere değil (ki burada şunu hatırlatmak isterim: o puanlar gerçekten öğrencileri yansıtmayan puanlardır) ilgi ve yeteneği olduğu bölüme yerleştirilirse daha sağlıklı sonuçlar elde ederiz. Tıpkı meslek lisesi öğrencilerinin istihdamı gibi her lisans bölümü mezunları istihdamı için de çalışırsak böylece iş ve gelecek kaygısı olmadan her öğrenci baskı olmadan tamamen kendi istediği bölüme yerleşecek. Böylece uzun vadede iş gücü artacak, beyin göçü azalacak ve güçlü Türkiye ideallerimize daha fazla yaklaşacağız.

Bu modelde öğrenciler “optik form doldurma” yarışı değil de yeteneklerini, kişisel ve mesleki donanımlarını en üst düzeye taşımak için çalışacaklar.

Elbette ki bu model Matematik, Fen ve Edebiyatı kaldıralım demek değil. Ancak bu derslerde öğrencilerin en iyi olmasını beklemek yerine kat sayı sistemiyle bu derslerin alanlara etkisinin araştırılıp ona göre portfolyo puanı kazanmasını sağlayabiliriz. Bunun için ise yine aynı şekilde yazılı sınavlar elbette olacak. Ancak öğrencilere: “Şu dersten şu kadar puan alamazsan sınıfta kalırsın veyahut sorumlu geçersin.” demek yerine okula devamlarının kontrol atına alınması daha sağlıklı olacak.

Bu modelin detaylarını tamamen tamamlayıp proje dosyasını sunuma hazır hale getirdikten sonra buradan sizinle paylaşacağım.

Umuyorum ki her şey hak ettiğimiz gibi olacak. Sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir